Ana menu:

Karışık

Cimrilik Kralı

Cimri bir baba çocuğunu paylıyordu:

- Ne koşuyorsun öyle? Ayakkabıların eskiyecek…

- Peki, dedi çocuk, Oturayım öyleyse…

- Sakın haaa, sakın! O zaman da pantolonun eskir.

 

Kim Haklı?

Annesi küçük Cevdet’e çok kızmıştı:

- Baban gelince yaptıklarını bak nasıl anlatacağım! diye bağırdı.

Cevdet soğukkanlılıkla cevap verdi:

-Yaparsın, kadınlar sır saklamasını bilmez diye boşuna söylememişler.

 

Nereyi Islatsaymış?

Çocuk altını ıslatmıştı. Annesi kızdı:

- Ayıp değil mi oğlum, niye altını ıslatıyorsun? diye sordu.

Çocuk, annesinin yüzüne soru dolu bir şekilde baktı, sonra:

- Nereyi ıslatmamı istersin? diye sordu.

 

Rüya

Çocuk ayakkabılarını çıkarmadan yatağa girmişti. Annesi

- Ne o çıldırdın mı?

- Ne yapayım anneciğim, dün gece korkulu bir rüya gördüm.

- Nasıl rüya?

- Dün gece çıplak ayakla kırık camların üstünde dolaşıyordum. Bu akşam da aynı rüyayı görürsem ayaklarım kanamasın diye ayakkabılarımı çıkarmadım.

 

Soru

Gülten:

- Anneciğim küçük kardeşimin nesi var?

- Dişleri çıkıyor yavrum.

- Öyleyse niçin bağırıyor? Yoksa diş istemiyor mu?

 

Ben de Bilmiyorum

Nüfus sayımı yapılıyordu. Memur, küçük çocuğa sordu:

- Adın ne senin?

- Ahmet

- Kaç yaşındasın?

- Bilmiyorum.

- Olur mu, insan yaşını bilmez mi?

- Doğrusu ben de şaşırdım amca. Ağlayınca ayıptır, kocaman adam oldun diyorlar. Bir yerlere gezmeye gitsem. Daha küçüksün, uzaklara gidilmez diyorlar.

 

Adsız Çocuk

Küçük Ali’nin teyzesinin bir oğlu olmuştu. Ali’yi çok seven teyzesi onu yanına çağırarak dedi ki:

- Aliciğim, oğluma senin adını koyacağım, onun ismi de Ali olacak, memnun oldun mu?

Ali, gururla başını salladı:

- Çok memnun oldum teyzeciğim, dedi. Ben nasıl olsa isimsiz de dolaşabilirim.

 

Çilek

Küçük Ceyhan, bir çilek tarlasını gezerken çilek fidelerini gübreleyen bahçıvanı gördü ve sordu:

- Bahçıvan amca, çileklerin üstüne ne ekiyorsun?

- Gübreliyorum küçük.

- Hayret, biz çileklerin üstüne toz şeker ekerek yeriz, demek sen gübrelisini seviyorsun.

 

Oyun

Ali, annesinin sakladığı pastayı bulamadı ve annesine şöyle dedi:

- Anneciğim, seninle fil oyunu oynayalım.

- Ben bilmiyorum oğlum.

- Çok kolay anneciğim, ben fil olacağım, sen de file pasta veren iyi kalpli kadın.

 

Fena Kızmış

Birisi, Küçük Can’ı çok fena halde kızdırmıştı:

- İnşallah biri hariç bütün dişleri dökülür, diye söylendi.

Arkadaşı hayretle sordu:

- Niçin bir tek dişinin kalmasını istiyorsun?

Can, gülerek cevap verdi:

Ağrıması için.

 

Kendisi Biliyormuş

Sekiz yaşındaki bir çocuk kitaplığa gitmişti. Mırıldanarak bir şeyler okuyor yanındakileri rahatsız ediyordu.

Kitaplık görevlisi çocuğun yanına giderek:

- Biraz yavaş ol oğlum, dedi. Bak yanındaki ağabey hiç bir şey okuyamıyor.

Çocuk:

Çok ayıp. Kocaman adam olmuş, daha kitap okumasını bilmiyor demek. Ben altı yaşında okuma öğrendim.

 

Parasının Üstü

Beş altı yaşları arasındaki bir çocuk, mahalle bakkalına girip bir gazoz istedi. Gazozu içtikten sonra:

- Babamın hesabına yazın, dedi.

Tam kapıdan çıkarken geriye döndü:

- Peki ama, paranın üstünü vermeyecek misin?

 

Yemeden Anlaşılmaz

Ufaklık, az önce çikolata aldığı dükkândan içeri girdi:

- Bakkal amca, deminki çikolata bozukmuş ya paramı ya da başka bir çikolata ver. Bakkal:

- İyi ama yemişsin bile?… Çocuk:

- Ellete, yemeden bozuk olduğunu nereden anlayacaktım ki?

 

Ispanak

Anne, dört yaşındaki kızına:

- Ispanağı bol bol ye, çok faydalıdır. Yanaklarına renk verir, dedi.

Küçük hanım alayla burun kıvırdı:

- Aman anne, yeşil yanağı kim ister?…

 

Nasıl Anlamış?

Pencere kenarındaki çocuk, babasına:

- Şu Oğuz çok tembel, dedi.

- Nereden anladın? diye sordu babası.

- İki saattir seyrediyorum balkonda oturuyor.

 

Güneş Battığında

Küçük kız annesine sordu:

- Anneciğim dünyanın güneş etrafında döndüğü doğru mudur?

- Tabii yavrum.

- Peki, güneş battığında nerede döner?

 

Et

Mehmet Bey, Çetine sordu:

- Bir et parçasını dörde ayırırsam elimde kaç parça et olur?

- Dört.

- Sekize ayırırsam?

- Sekiz

- Sekiz yüze ayırırsam?

- Kıyma olur efendim.

 

Akıllı Çocuk

Büyük bir mağazanın kapısında şöyle bir ilan vardı:

- Köpeklerin içeri girmesi yasaktır.

Yoldan geçen küçük bir çocuk bu yazıyı görünce kendi kendine güldü ve:

- Bu dükkânın sahibi amma da bilgisizmiş, dedi. Hiç köpekler okuma ve yazma bilirler mi?

 

Çocukların Dertleri

Arkadaşını kararsız görünce nedenini sordu:

- Acaba sinemaya mı gitsem, oyun mu oynasam, yoksa derse mi çalışsam, bir türlü karar veremiyorum.

Öteki gülümsedi:

- Ondan kolay ne var. Yazı-tura at. Tura gelirse sinemaya git, yazı gelirse oyna, dikine gelirse otur dersine çalış.

 

Terslik

Annesi, çocuğuna hayretle baktı:

- Yavrucuğum sokağa böyle çıkılır mı hiç? Bak, eldivenlerinin biri beyaz biri siyah, dedi.

- Biliyorum anneciğim. Başka bir eldiven giyecektim ama onun da teki siyah, teki beyazdı…”

 

Çocuk Aklı

Küçük yaramaz annesinin karşına dikilip:

- Anne bana çekiç verir misin? diye sordu.

- Ne yapacaksın çekici?

- Marangozluk yapacağım.

- Olmaz. Elini ezersin sonra.

- Vurmam anneciğim. Çiviyi bir arkadaşıma tutturacağım…

 

Anne

Anneleri misafirliğe gitmiş olduğu için evde değildi. Küçük Ayşe, bundan yararlanarak sofrada annesinin yerine kuruldu.

Fakat bu iş ağabeyi Mehmet’i hiç de memnun etmişe benzemiyordu. Onun kurumunu bozacak bir çare buluverdi ve hemen:

- Mademki anne oldun söyle bakalım 7 kere 8 kaç eder? diye sordu.

Küçük Ayşe, hiç tereddüt etmeden cevap verdi:

- Çok meşgulüm. Git babana sor.

 

Saat

Baba oğluna:

- Oğlum, dedi. Saatim durmuş, yarın hatırlat da saatçiye bırakıp temizlettireyim.

- Ah babacığım, saatçiye kadar yorulmana hiç gerek yok. Biz saatini bugün kardeşimle beraber temizledik.

- Nasıl temizlediniz?

- Annem çamaşır yıkıyordu, bir tas sıcak sabunlu su aldık, saatinizi güzelce yıkadık.

 

Tatlı Koyarken

Çocuk;

- Nine, senin gözlüklerin herşeyi büyütüyormuş, doğru mu nine?

- Evet yavrum, neden sordun?

- Ne olursun nineciğim, tabağıma tatlı koyarken gözlüğünü çıkar olur mu?

YORUM YAZIN

You need to GiRiŞ to post comments!

Web Stats