İSTİKLÂL MARŞI PİYESİ
<<<Önce Burayı Okuyunuz!>>>
İSTİKLÂL MARŞI PİYESİ (l Perde)
İstiklâl Marşımızın kabulünün yıldönümünü kutlamaya az bir zaman kaldı. En iyi ÅŸekilde kutlamak, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın simgesi olan bu büyük deÄŸerimize ve onu bize dinlettiren Milli ÅŸairimiz Mehmet Akif Ersoy’a görevimizi yerine getirmek için coÅŸkulu törenler düzenlemek ÅŸarttır. İstiklâl Marşı adlı piyes 1 perdeliktir.
OYNAYANLAR: (Öğretmen, Atilla, Nur, Mete, Serpil, Ateş, Güneş, birinci öğrenci, ikinci öğrenci, üçüncü öğrenci, dördüncü öğrenci.)
MECLİS: l (Öğretmen ve Öğrenciler )
DEKOR: (Bir sınıf. Duvarda Atatürk’ün ve Mehmet Akif’in resimleri ve bir bayrak.)
ÖĞRETMEN- Sevgili çocuklar! Bugünkü dersimizin ne olduğunu biliyorsunuz değil mi?
ÖĞRENCİLER- İstiklâl Marşı ve onu yazan ÅŸair Mehmet Akif…
ÖĞRETMEN- Sizlere İstiklâl Marşımızı ve onun şairi hakkında büyüklerinizden bir şeyler öğrenmenizi, bazı şiirlerini ezberlemenizi söylemiştim. Bunu yaptınız mı?
ÖĞRENCİLER- Yaptık öğretmenim!
ÖĞRETMEN- Aferin size! Şimdi sen söyle Atilla! İstiklâl Marşı ne demektir?
ATİLLA- Milletimizin kurtuluşunu, kuvvetini, birliğini anlatan ve bütün millet tarafından beğenilip benimsenen, törenlerde söylenen marştır.
ÖĞRETMEN- Sen söyle Nur! Türk’lerin İstiklâl Marşı’nı Mehmet Akif nerede ve hangi yılda yazdı?
NUR- Ankara’da 1921 yılı Åžubat ayında yazdı. Bu ÅŸiir 12 Mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nde resmen Milli MarÅŸ olarak oy birliÄŸi ile kabul olundu.
ÖĞRETMEN- Aferin sana… Sen yanıt ver Mete! Mehmet Akif nasıl bir ÅŸairdir?
METE- Mehmet Akif vatanını seven büyük bir ÅŸairdir. YaÅŸadığı çaÄŸlarda Türk ulusu bir çok savaÅŸlara girmiÅŸ, bozgunlara uÄŸramış, büyük topraklar kaybetmiÅŸti. O halkın çektiÄŸi ıstırabı haykırdığı gibi zaman zaman kazanılan büyük zaferleri de güzel ÅŸiirlerle övmüştür. Mehmet Akif, Türk ulusunun yirmi beÅŸ asırlık büyük bir ulus olduÄŸunu, her zaman hür yaÅŸamış olduÄŸunu söyler ve asla esir ve güçsüz olmadığını haykırırdı. En umutsuz günlerde bile bu inancını kaybetmedi. İstiklâl Savaşı’nda da Anadolu’ya geçerek sonuna kadar ÅŸiirleri, yazıları ve sözleri ile çalıştı. Vatanın kurtuluÅŸuna yardımcı oldu.
ÖĞRETMEN- DoÄŸru! Åžimdi onun Birinci Dünya Savaşı’nda yazmış olduÄŸu ve millet tarafından en çok sevilen ve tutulan ÅŸiiri hangisidir? Bunu kim biliyor?
ÖĞRENCİLER- “Çanakkale Åžehitleri!” ÅŸiiri.
ÖĞRETMEN- Bunu bildiniz! Şimdi Çanakkale Savaşı hakkında bilgi vermek isteyenler parmak kaldırsın! (Bütün parmaklar havaya kalkar.)
ÖĞRETMEN- Görüyorum ki bunu hepiniz anlatmak istiyorsunuz. Ama hep birden konuÅŸacak olsanız bir ÅŸey anlaşılmaz. Sen Serpil bu savaşı anlat! Böylece Mehmet Akif’in o ÅŸiiri niçin yazmış olduÄŸunu öğrenelim.
SERPİL- Birinci Dünya Savaşı’nda Türkler hemen hemen bütün dünya ile savaÅŸ halinde idiler. Bir tarafta Türkler, Almanlar, Avusturyalılar ve Bulgarlar el eleydi. Karşımızda da İngiltere, Fransa; İtalya, Rusya ve komÅŸuları gibi büyük devletler yer almışlardı. Düşmanlarımız bizi çökertmek için deniz yoluyla Çanakkale BoÄŸazı’ndan girmek, İstanbul’u almak ve Karadeniz yoluyla zor bir duruma düşmüş bulunan Rusya’ya yardım göndermek istiyorlardı. Onun için Çanakkale BoÄŸazı’nın önüne yüzlerce savaÅŸ gemisi yığdılar. Karaya da büyük kuvvetler çıkardılar. BoÄŸazı zorlamaya baÅŸladılar. Ama Türkler orada çok büyük bir kahramanlık göstererek düşmana adım attırmadılar.
Birçok düşman gemilerini top ateÅŸi ile batırdıkları gibi karaya çıkan düşman ordularını da denize döktüler. Çanakkale’de Türklerin kazandıkları zafer düşmanlarımız tarafından bile övüldü…
ÖĞRETMEN- DoÄŸru! Demek oluyor ki Åžair Mehmet Akif de Türklerin Çanakkale’de kazandıkları bu büyük zafer üzerine o ÅŸiiri yazmış.
SERPİL- Evet öğretmenim!
ÖĞRETMEN- Bu şiiri kim biliyor?
ATEŞ- Ben biliyorum. Benim dedem orada şehit olduğu için babam bu şiiri bana küçük iken ezberletmişti. Kendisi de her zaman söyler!.
ÖĞRENCİLER- Peki Ateş! Ortaya çık ve şiiri oku!
(Ateş ortaya çıkar, şiiri okur.)
ATEÅž-
“Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.”
“Bir hilâl uÄŸruna Yarab ne güneÅŸler batıyor.”
“Ey bu topraklar için topraÄŸa düşmüş asker.”
“Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı deÄŸer.”
“Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?”
“Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın:”
“Bu taşındır diyerek Kâbe’yi diksem başına:”
“Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına”
“Sonra gök kubbeyi lâhdine yapsam da tavan”
“Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan”
“Tüllenen maÄŸribi akÅŸamları sarsam yarana”
“Yine bir ÅŸey yapabildim diyemem hatırana!”
(Öğretmen ve öğrenciler AteÅŸ’i alkışlarlar… O da selâm vererek yerine geçer.)
ÖĞRETMEN- Aferin Ateş! Çok güzel okudun!
ATİLLA- Mehmet Akif’in bu ÅŸiirini de ben okumak istiyorum izin verir misiniz?
ÖĞRETMEN- Bu şiir ne hakkında yazılmış?
ATİLLA- Bilgisizliği yeren; halkı çalışmak için şevke getiren, başımıza gelen felâketlerin hep bilgisizlikten doğduğunu anlatan bir şiir efendim.
ÖĞRETMEN- Bu şiiri ne zaman yazmış?
ATİLLA- Balkan Savaşı’ndan sonra…
ÖĞRETMEN- Peki oku da dinleyelim!
ATİLLA- (Ortaya çıkar ve “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” dedikten sonra ÅŸiiri okur:)
“Olmaz ya… Tabii… Biri insan. Biri hayvan”
“Öyleyse cehalet denilen yüz karasından”
“Kurtulmaya azmetmeli baÅŸtanbaÅŸa millet”
“Kâfi mi deÄŸil yoksa bu son ders-i felâket?”
“Son ders-i felâket neye mal oldu düşünsen?”
“Beynin gözyaşı olup akardı gözünden”
“Son ders-i, felâket ne demektir? Åžu demektir;”
“Gelmezse eÄŸer kendine millet, gidecektir.”
“Zira yeni bir darbeye artık dayanılmaz.”
“Zira bu sefer uyku ölümdür, uyanılmaz.”
(Öğretmen ve öğrenciler kendisini alkışlarlar.)
ÖĞRETMEN- Sen de şiiri güzel okudun! Yalnız şair bu şiirinde ne demek istemiş? Bize bunu da açıklarsan şiiri daha iyi anlarız.
ATİLLA- Mehmet Akif Türk milletinin o zaman uğramış olduğu bozgun ve felâketin sebebini milletçe geri kalışımızda, bilgisizlikte buluyor. Bu bozgunun bize bir ders olmasını, herkesin çalışmasını, bilgice yücelmesini istiyor. Milletin ancak o zaman kurtulabileceğini söylüyor.
ÖĞRETMEN- Balkan Savaşı hakkında bize kim bilgi verecek?
GÜNEŞ- Ben vereyim öğretmenim!
ÖĞRETMEN- Bize vereceğin bilgiyi nereden öğrendin?
GÜNEÅž- Benim dedem Balkan TürklerindenmiÅŸ. Balkan Savaşı’ndan sonra göçmen olarak gelmiÅŸ. Ben daha küçükken bana hep oralarını anlatır, Rumeli Türküleri’ni söylerdi. Oralar çok güzel yerlermiÅŸ… Topraklan çok verimli imiÅŸ. Hepsini düşmana bırakıp kaçmışız…. Atalarımızın kanlarını dökerek aldıkları bu topraklardan, inanılmaz bozgunlara uÄŸrayarak çekilmek zorunda kalmışız…
ÖĞRETMEN- Balkan Savaşı’nda hangi uluslar bize karşı birleÅŸtiler?
GÜNEŞ- Yunanlılar; Bulgarlar, Sırplar; Karadağlılar!
ÖĞRETMEN- Bu savaş hangi yılda oldu?
GÜNEŞ- 1912 yılında öğretmenim!
ÖĞRETMEN- Peki bildiklerini kısaca anlat!
GÜNEÅž- O sıralarda Türkler dünyada hemen hemen yalnız imiÅŸler. Bütün büyük milletler Osmanlı İmparatorluÄŸu’nu parçalamak, topraklarını paylaÅŸmak için planlar kuruyorlarmış. İşte Rumeli’yi almak için Balkan devletlerini silâhlandırıp kışkırtan onlar olmuÅŸ. SavaÅŸ baÅŸlayınca da hangi taraf kazanırsa kazansın, eski sınırların deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini ilân etmiÅŸler. Asırlar boyunca geri kalmış olan memleketimiz; bunun acısını bu savaÅŸta ilk defa görmüş. Bilgisiz komutanlar; silâh kullanmasını bile bilmeyen erler, koca Rumeli’yi bir yıl içinde düşmana bırakarak geri çekilmek zorunda kalmış. Memleket içindeki sen ben kavgaları da halkı ikiye bölmüş olduÄŸundan felâket felâketi kovalamış. Bu savaÅŸtan bir yıl önce İtalyanlar bugün Libya dediÄŸimiz Trablusgarp ile On iki Adaları baskınla alıp donanmamızı da yakmış oldukları için çok zor durumda kalmışız.
ÖĞRETMEN- GüneÅŸ doÄŸru ÅŸeyler anlattı… İşte Åžair Mehmet Akif Ersoy bu büyük bozgunun sebebini herkesten iyi anlamıştı. Türk ulusunu bu felâkete sürükleyen ÅŸey, birbirine düşmüş olması, bilgisiz ve geri kalması idi. Avrupalılar bilgisizliÄŸi çoktan yenmiÅŸler, fabrikalar kurmuÅŸlar; yollar yapmışlar, çok ilerlemiÅŸ ve kuvvetlenmiÅŸlerdi. Biz ise onlardan alabildiÄŸine geri kalmıştık. Bir memleket böyle geri kaldı mı komÅŸuları onun topraklarına mutlaka göz koyar. Onu ortadan kaldırmak için ellerinden gelen her ÅŸeyi yaparlar. Peki çocuklar. Türkiye’nin kurtarıcısı Atatürk nerede doÄŸdu?
ÖĞRENCİLER- Selanik’te…
ÖĞRETMEN- Selanik şimdi hangi milletin elinde?
ÖĞRENCİLER- Yunanlıların elinde…
ÖĞRETMEN- Sen söyle Güneş! Selanik’i ne vakit kaybettik.
GÜNEÅž- Balkan Savaşı’nda…
ÖĞRETMEN- Demin bir ÅŸey söylemiÅŸtik. Avrupalı büyük devletler Balkan Savaşı’ndan sonra, hangi taraf kazanırsa kazansın sınırların deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini bildirmiÅŸlerdi. Bu sözlerinde durdular mı?
GÜNEÅž- Durmadılar öğretmenim. Topraklarımızın paylaşılmasına razı oldular. Hatta düşmanlar güzel Edirne’yi bile almışlar. İstanbul’a da yaklaÅŸmışlardı. Sonra aralarında anlaÅŸmazlık çıkınca; Türkler son bir gayretle toparlanıp ileri atıldılar ve güzel Edirne’yi düşmandan kurtardılar. Mimar Sinan’ın en güzel ve en usta eseri olan Selimiye Camisi’ni Türk bayrağına kavuÅŸturdular.
ÖĞRETMEN- Sen Balkan Savaşı’nı iyi öğrenmiÅŸsin GüneÅŸ… Tarihin bu acı olaylarını her Türk’ün iyice bilmesi ve bellemesi ÅŸarttır. İnsanlar geçmiÅŸ felâketlerden ders almasını bilemezlerse onları yeni felâketlere uÄŸramaktan kimse kurtaramaz. Åžimdi İstiklâl Savaşı’na geçelim. SavaÅŸ, sen bize bunu kısaca anlat bakalım.
SAVAÅž- Birinci Dünya Savaşı’ndan da yenik çıkmıştık. Bizimle el ele olan devletlerden, önce Bulgaristan sonra Avusturya ve Almanya düşmana boyun eÄŸince, biz de çaresiz olarak yenildiÄŸimizi kabul etmek zorunda kaldık. Düşmanlarımız Versay’da bize çok ağır barış ÅŸartları imzalattılar. O koca Osmanlı İmparatorluÄŸu’ndan geriye pek az yer kalması… İstanbul ve BoÄŸazlar bile elimizden alınmıştı… Mersin, Adana; Gaziantep, MaraÅŸ, Fransızlar, Antalya ve çevresi İtalyanlar; Karadeniz kıyıları kısmen İngilizler ve Pontus Rumları tarafından, İzmir ve Ege de Yunanlılar eliyle iÅŸgal edilmiÅŸti. Ordularımız dağıtılmıştı. Hainler düşmanlarla iÅŸbirliÄŸi yapıyordu. DoÄŸu Anadolu’da da bir Ermenistan hükümeti kurulmak isteniyordu.
ÖĞRETMEN- Sonra ne oldu?
SAVAÅž- Bütün dünya Türk ulusunun artık bir daha dirilmemek üzere çöktüğüne inanıyordu. İşte bu sırada Atatürk Samsun’a çıktı. O ve arkadaÅŸları. Türk ulusunun hiç bir zaman ölmeyeceÄŸine inanıyordu. Memleket toprakları yabancı ordular tarafından çiÄŸnenirken yer yer vatansever insanlar kendiliklerinden cepheler kurmuÅŸlar ve karşı koymaya baÅŸlamışlardı. Atatürk bunların başına geçti. Memleketin bütün vatansever insanlarını çevresine topladı… KurtuluÅŸ Savaşı açarak bütün dünyaya meydan okudu. Düşmanları silip süpürdü. Ankara’nın önlerine kadar gelmiÅŸ bulunan Yunan ordusunu denize döktü. Vatanı kurtardı.
ÖĞRETMEN- İyi özetledin. Peki, Atatürk Samsun’a hangi tarihte ayak bastı? SAVAÅž- 19 Mayıs 1919′da…
ÖĞRETMEN- İstiklâl Savaşı, Türklerin bütün tarihleri boyunca en zor ÅŸartlar içinde kazanmış oldukları en büyük zaferdir. Atatürk’ün hizmeti yalnız vatanı kurtarmak mıdır?
SAVAÅž- Hayır öğretmenim! O zaferden sonra cumhuriyeti de kurmak, Türkiye’yi bir Orta ÇaÄŸ devrinden kurtaracak devrimleri yapmakla da Türk ulusuna hizmet etmekten geri kalmamıştır.
ÖĞRETMEN- EÄŸer bugün özgür bir vatanda yaşıyorsak, memleketimizde okullar, üniversiteler, fabrikalar açılmışsa, Türkiye’nin sözü hür dünyada ÅŸerefle geçiyorsa, bütün bunlar Atatürk’ümüzle olmuÅŸtur. Åžimdi baÅŸka bir ÅŸey soracağım. AteÅŸ, sen yanıt vereceksin. Åžair Mehmet Akif Anadolu’ya ilk olarak ne zaman geçti?
ATEÅž- Yunanlıların İzmir’e çıktıkları 15 Mayıs 1919′dan hemen sonra…
ÖĞRETMEN- İlk olarak nereye gitti?
ATEÅž- Balıkesir’e… Ege halkı hemen bu Yunan saldırısına karşı koymaya baÅŸlamıştı. O da kendilerini teÅŸvik etmek için gitti. Oralarda güzel söylevler verdi. Sonra İstanbul’a dönerek burada da millî uyanışı destekleyen ÅŸiirler, makaleler yazdı. Bir yıl sonra ise zaferin sonuna kadar dönmemek üzere yeniden Ankara’ya gitti. Ankara’da ve Kastamonu’da çalıştı. Bütün cephelerde dolaÅŸtı… Büyük Millet Meclisi’nde de hizmet etti.
ÖĞRETMEN- Mehmet Akif, İstiklâl Marşı’nı zaferden önce mi sonra mı yazdı? Cevap ver Serpil!
SERPİL- Önce yazdı…
ÖĞRETMEN- Pekâlâ! Bu marş nasıl yazıldı? Söyle bakalım!
SERPİL- Milli ordu kurulmuÅŸ, ufuklarda zafer ümitleri belirmiÅŸti. Büyük zafer için son hazırlıklar tamamlanmak üzere idi. Yunan orduları ilk yumrukları yemiÅŸ, Türk’ü yere sermenin; Ankara’yı ele geçirmenin bir hayal olduÄŸunu anlamaya baÅŸlamıştı. İşte bu sıralarda ordular ve halk için bir istiklâl Marşı isteÄŸi belirdi. Hükümet de İstiklâl Marşı için ÅŸairler arasında bir yarışma açtı. BirinciliÄŸi kazanacak olan ÅŸiirin sahibine beÅŸ yüz lira mükâfat da konulmuÅŸtu. O zaman için bu büyük bir para idi. Millî EÄŸitim Bakanlığı tarafından idare edilen bu yarışmaya yedi yüz kadar ÅŸiir geldi.
ÖĞRETMEN- Mehmet Akif bu yarışmaya katıldı mı?
SERPİL- Hayır öğretmenim. O bu yarışmaya katılmadı.
ÖĞRETMEN- Niçin?
SERPİL- Onun yaradılışı bu çeşit yarışmalara katılmasına uygun değildi. Sonra işin içinde para mükâfatı oluşu da hoşuna gitmiyordu.
ÖĞRETMEN- Peki sonra ne oldu?
SERPİL- Gönderilen yedi yüz ÅŸiir içinde güzelleri vardı. Fakat hiç biri tam olarak Meclis’e güzelliÄŸi hakkında inanç veremiyordu. Öyle bir ÅŸiir isteniyordu ki, milletin kükreyiÅŸini; Türk ulusunun yüceliÄŸini tam olarak belirtsin. Bunu düşünen o zamanki Millî EÄŸitim Bakanı Hamdullah Suphi; bu iÅŸi ancak Mehmet Akif’in yapabileceÄŸini anladı. Ona giderek bu marşı yazmasını kendisinden istedi. Mehmet Akif’te bunun üzerine İstiklâl Marşı’nı yazdı. Bu ÅŸiir Büyük Millet Meclisi’nde okunduÄŸu zaman bütün Milletvekilleri heyecana kapılmışlar ve Åžair Mehmet Akif’i uzun uzun alkışlamışlardır. Aranan ÅŸey bulunmuÅŸtu. Åžair Mehmet Akif o günün hayatının en mutlu günü olduÄŸunu söylemiÅŸti. Sonra da 12 Mart 1921 tarihinde bu ÅŸiir İstiklâl Marşı olarak resmen kabul edildi. Daha sonra da bunun bestelenmesi için yarışma açıldı. Zeki Bey adında bir bestecinin eseri birinciliÄŸi kazandı. İşte bugün söylediÄŸimiz millî marşımızın yazılışı ve besteleniÅŸi bu ÅŸekilde olmuÅŸtur, öğretmenim… Onu yazan Åžair Mehmet Akif; besteleyen ise Zeki Üngör’dür
ÖĞRETMEN- Aferin Serpil! Görüyorum ki bugünkü dersinizi hazırlamak için hepiniz çok iyi çalışmışsınız. Peki, bu marşı Mehmet Akif kime armağan etmişti?
SERPİL- Kahraman ordumuza…
ÖĞRETMEN- Bu da doğru! Şimdi hepiniz sıra ile bu marşın birer dörtlüğünü okuyacaksınız. Böylece Türk ulusu yaşadıkça anılacak ve söylenecek olan bu şiirin bütününü okumuş olacağız! Haydi Atilla! Sen başla! Sıra ile ortaya çıkarak birer birer okuyacaksınız!
ATİLLA- (Ortaya çıkar:)
“Korkma! Sönmez bu ÅŸafaklarda yüzen al sancak.”
“Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”
“O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;”
“O benimdir, o benim milletimindir ancak.”
(Atilla çekilir, Nur gelir.)
NUR-
“Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı Hilâl!”
“Kahraman ırkıma bir gül. Ne bu ÅŸiddet, bu celâl?”
“Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;”
“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.”
(Nur yerine geçer, Mete gelir.)
METE-
“Ben ezelden beridir hür yaÅŸadım, hür yaÅŸarım.”
“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? ÅžaÅŸarım!”
“KükremiÅŸ sel gibiyim: Bendimi çiÄŸner, aÅŸarım:”
“Yırtarım daÄŸları, enginlere sığmam taÅŸarım.”
(Mete yerine geçer, Serpil gelir.)
SERPİL-
“Garbın afakim sarmışsa, çelik zırhlı duvar;”
“Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”
“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boÄŸar.”
“Medeniyet dediÄŸin tek diÅŸi kalmış canavar?”
(Serpil, yerine geçer, Ateş gelir.)
ATEÅž-
“ArkadaÅŸ! Yurduma alçakları uÄŸratma sakın;”
“Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.”
“DoÄŸacaktır sana va’dettiÄŸi günler Hakk’ın…”
“Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”
(Ateş yerine geçer. Güneş gelir.)
GÜNEÅž- “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.”
“Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.”
“Sen ÅŸehid oÄŸlusun, incitme yazıktır, atanı:”
“Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”
(Güneş yerine geçer, Birinci öğrenci gelir.)
BİRİNCİ ÖĞRENCİ-
“Kim bu cennet vatanın uÄŸruna olmaz ki feda?”
“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!”
“Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hûda,”
“Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda”
(Birinci öğrenci yerine geçer, ikinci öğrenci gelir:)
İKİNCİ ÖĞRENCİ-
“Ruhumun senden İlâhi ÅŸudur ancak emeli:”
“DeÄŸmesin mabedimin göğsüne namahrem eli;”
“Bu ezanlar-ki ÅŸehadetleri dinin temeli-”
“Ebedi yurdumun üstünde benim, inlemeli.”
(İkinci öğrenci yerine geçer, Üçüncü öğrenci gelir:)
ÜÇÜNCÜ ÖĞRENCİ-
“O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.”
“Her cerihamdan ilahî, boÅŸanıp kanlı yaşım,”
“Fışkırır ruh-u mücerred gibi yerden na’şım!”
“O zaman yükselerek arÅŸa deÄŸer, belki, başım.”
(Üçüncü öğrenci yerine geçer, Dördüncü öğrenci gelir:)
DÖRDÜNCÜ ÖĞRENCİ-
“Dalgalan sen de ÅŸafaklar gibi ey ÅŸanlı Hilâl!”
“Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.”
“Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:”
“Hakkıdır, hür yaÅŸamış, bayrağımın hürriyet;”
“Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.”
(Çocuklar alkış tutarlar. Sonra hep birlikte İstiklâl Marşı’nın bestesini söylerler
4 Mart, 2010
Etiketler: İSTİKLÂL MARŞI ile ilgili ek kısa piyes, İstiklâl Marşı piyesi, İstiklâl Marşı'nı anlatan müsamere, İstiklâl Marşı'nı anlatan piyes, İstiklâl Marşı'nı anlatan şiirler, İstiklâl Marşı'nı anlatan tiyatro, İstiklâl Marşı'nı anlatmak, İstiklâl Marşı'nı zaferden önce mi sonra mı yazdı, İstiklâl Marşının kabul töreni hazırlıkları, Mehmet Akif Kategori: : BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR, KÜLTÜR, SANAT-EDEBİYAT










Mesaj, Yorum veya Sorularınızı Çekinmeden Yazabilirsiniz!