Kaynaştırma Yoluyla Eğitim
<<<Önce Burayı Okuyunuz!>>>
Kaynaştırma Hakkında Güncel Yazı
Kaynaştırma Eğitiminin gerekliliği üzerine tartışmak, doğruluğunu sorgulamak tek kelimeyle saçmadır. Uluslarası tüm yasalar, anayasamız, Milli Eğitim Temel Kanunu bu gerekliliğin de yasal dayanağıdır. Bireylerin yasal haklarını engellemek veya teşebbüs etme ise herkesin bildiği gibi Türk Ceza Kanunu hükümlerine tabi olan bir eylemdir. Bu gerçeği anımsatmamızın nedeni, kaynaştırma eğitimine tabi tutulması öngörülen öğrencilerimizin, psikolojik sınırlılıklara maruz bırakıldığını öğrenmemizdir. Şunu asla unutmamak gerekir ki, bütün çocuklar okuma hakkına eşit oranda sahiptir. Bireylerin zihinsel veya sosyal yapıları onları eğitim öğretim kurumlarında ayrıcalıklı yapmaz. Çağdaş dünyamızda bu basit gerçeğin algılanması noktasındaki açıklamamızın bile yersiz olduğunu düşünüyor ve Sitemizin kuruluşunda (2007) yer verdiğimiz Kaynaştırma Yoluyla Eğitim konusunu güncellemek adına yeniden yayımlıyoruz.
Gerek sınıfta gerek evde olsun bazı çocuklar öğretmenin, anne-babanın hemen dikkatlerini üzerlerine çekerler. Bu çocuklar okuma-yazma-aritmetikte akranlarından ya geri ya da ileridedirler. Bu durumda olan çocuklar eğitimlerine devam etmeleri için “destek eğitimi” ile desteklenmelidirler. Kırcaali-İftari kaynaştırmayı, özel gereksinimli öğrencilerin normal öğrencilerin devam ettiği eğitim ortamlarında (normal anaokulu, normal ilköğretim okulu gibi) eğitilmesi olarak tanımlamıştır. MEBii ise kaynaştırmayı; özel eğitim gerektiren bireylerin yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamaları olarak tanımlamıştır.
Ülkemizde Kaynaştırma Yoluyla Eğitimin Tarihçesi
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu hükümlerine göre 06.07. 1962 tarihinde “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliği” yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğin 15. maddesinde: “Arızalarının (engel) derece ve çeşit yönünden normal okulların normal sınıflarında yetiştirilmeleri mümkün olan özel eğitime muhtaç öğrencilerin eğitim ve öğretimleri, gezici özel eğitim öğretmenleri vasıtasıyla (aracıyla) yapılır” denilmektedir. Bu eğitim uygulamasından yararlanacak engelli grupları şu şekilde sıralanmıştır: Üstün zekâlı (yetenekli) ve üstün özel yetenekli çocuklar, körler (görme engelli) ve az görenler, sağırlar ve ağır işitenler (ağır düzeyde işitme engelliler), konuşma arızası, mahdut (sınırlı) ortopedik arızası olanlar (topal, çolak, kambur, hafif felçli gibi), ağır öğrenenler (zekâ bölümü 75-90).
12.10.1983 tarihli ve 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’nun 4/d. maddesinde; “Durumları ve özellikleri uygun olan özel eğitime muhtaç çocukların, normal çocukların eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbirleri alınır.”iii denilmektedir.
2916 sayılı Kanun’a dayanılarak 03.12.1985 tarihli ve 18953 sayılı Özel Eğitim Okulları Yönetmeliği’nin 70. maddesinde; “Yatılı özel eğitim okuluna alınmayı gerektirmeyen özel eğitime muhtaç ço-cuklar için il içindeki diğer okullarda özel eğitim tedbirleri alınır” denilmektedir.
Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 31.03.1986 tarihli 1986/36 sayılı genelgesinde, “… Özel eğitime muhtaç çocukların eğitimlerine erken başlanması ve hizmetin çocuğun yakınına götürülmesi, aynı zamanda da, aynı özür grubundaki çocukların bir araya toplanmasından ziyade normal çocuklar arasında kaynaştırma yoluyla (entegrasyon) eğitim yapılması için valiliklerce gerekli tedbirler alınacaktır….” denilmektedir.
Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 27.07.1986 tarihli ve 1839 sayılı “İşitme Özürlü Öğrenciler” konulu bir yazısı tüm valiliklere gönderilmiştir. Bu yazıda, “Ankara Demirlibahçe Ortaokulu’nda 1985-1986 öğretim yılında bir yıllık deneme sonucunda işitme engelli öğrencilerin akranlarıyla birlikte eğitim alabilmeleri sonucu, 1986-1987 öğretim yılında entegrasyon (kaynaştırma) uygulaması daha da yaygınlaştırılarak Sağırlar (İşitme) Okulları’nın bulunduğu il veya ilçe merkezlerinde bulunan ve valilikçe tespit edilen ortaokullar-da yapılması sağlanacaktır” denilmektedir.
Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehber-lik Dairesi Başkanlığı’nın 20.04.1988 tarihli ve 1988/11 no.lu genelgesinin konusu “Özürlü Çocukların Normal Sınıflarda Kaynaştırma Yoluyla Eğitimi”dir. Bu genelgede kaynaştırma yoluyla eğitime alınacak engelli grupları ve engelli gruplarının kaynaştırmadan nasıl yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Bu engel grupları şunlardır: Görme, işitme, ortopedik özür, eğitilebilir geri zekâ, birden fazla engel.iv
Engellilere ilişkin özel eğitim esaslarının düzenlenmesi 03.12. 1996 tarihli 4216 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca 30.05.1997 tarihli 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kararlaştırılmıştır. 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/d. ile 12. maddeleri kaynaştırma yoluyla eğitime ilişkindir.v
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin hükümlerine göre Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, 18.01.2000 tarih ve 23937 sayı ile Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin; 4/e-f, 14/d., 15., 16/c., 20., 22., 24., 25., 26., 28., 30., 33., 36., 55/a., 63., 64/b-1., 67., 68., 69., 70., 71., 72. ve 73. maddeleri kaynaştırma yoluyla eğitime ilişkindir.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilk kez “kaynaştırma yoluyla (entegrasyon) eğitim” kavramını 31.03.1986 tarihli 1986/36 sayılı genelge ile kullandığını söyleyebiliriz.
Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 27.07.1986 tarihli ve 1839 sayılı “İşitme Özürlü Öğrenciler” konulu bir yazısı ile de “kaynaştırma yoluyla eğitim” uygulamasından ilk kez “işitme engelli”lerin yararlandığını söyleyebiliriz.
06.07.1962 tarihinde Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetme-iği’nin 15. maddesinde, arızalarının (engel) derece ve çeşit yönün-den normal okulların normal sınıflarında yetiştirilmeleri mümkün olan özel eğitime muhtaç öğrencilerin eğitim ve öğretimleri, gezici özel eğitim öğretmenleri aracıyla yapılır, denilmektedir. Bu durum ise, “kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması” olarak değerlendirilebilir. Ayrıca yönetmelikte geçen ifadelerin “kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması”nın tanımıyla da örtüştüğünü söyleyebiliriz. Bu yönetmeliğin yayımından bir yıl sonra Turhan OĞUZHAN’ın Ülkü Yayınları’ndan çıkan “Normal Sınıflarda Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar” (1963) adlı kitabındavi normal sınıflardan yararlanacak engel gruplarını sınıflandırmış olup, sınıf öğretmeninin bu engel türlerinden olan öğrencilere sınıf içinde nasıl yardımcı olacaklarına ilişkin öneriler sunmaktadır.
Buna göre ülkemizde kaynaştırma yoluyla eğitim kavramının 1986 yılından bu yana kullanıldığını, kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamasının ise 1962 yılından itibaren yapıldığını söyleyebiliriz.vii
Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulama İlkeleri
Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulama ilkeleri şunlardır:
1.Özel eğitim gerektiren her bireyin akranları ile birlikte aynı kurumda eğitim görme hakkı vardır.
2.Hizmetler, bireylerin yetersizliklerine göre değil, bireylerin eğitim gereksinimlerine göre planlanır.
3.Hizmetler okul merkezli olur.
4.Karar verme süreci aile-okul-eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi dayanışmasına dayalı olarak gerçekleşir.
5.Bütün bireyler, öğrenebilir ve öğretilebilir.
6.Kaynaştırma, bir program dahilinde verilen bir özel eğitim uygulamasıdır.
Kaynaştırma Yoluyla Eğitim-Uygulama Ölçütleri
Kaynaştırma yoluyla eğitim-uygulama ölçütleri şunlardır:
Kaynaştırma uygulamaları yapılan kurumlarda özel eğitim gerektiren öğrencinin gereksinimleri çerçevesinde kurumun fiziksel, sos-yal, psikolojik ortamında ve eğitim programlarında destek hizmetler ile gerekli düzenlemeler (kaynak oda, rehberlik ve psikolojik danışma servisi, bireyselleştirilmiş eğitim programları geliştirme ve uygulama birimi kurulması; rampalar, ses yalıtımı, ışık düzenine dik-kat edilmesi gibi) yapılır.
Kaynaştırma uygulamalarına devam edecek öğrencilerin bir-den fazla yetersizliği olmamasına, erken yaşta tanılanmış, ailesinin işbirliğine açık ve eğitim almaya yatkın, cihaz kullanması gerekenlerin mutlaka cihazlandırılmış, zihinsel öğrenme yetersizliği olan öğrencilerin hafif ve orta düzeyde zihinsel yetersizliği olmalarına dikkat edilir.
Kaynaştırma uygulamaları yapılan kurumlarda; tüm kurum personelinin, öğrencilerin, ailelerin ve yakın çevrelerinin özel eğitim gerektiren öğrencilerin bireysel ve gelişim özellikleri hakkında bilgilendirilmeleri esastır.
Kaynaştırma uygulamalarında öğretim programları ve programın amaçları bireye uyarlanarak uygulanır, bireyselleştirilmiş eğitim programları ile desteklenir.
Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulanmasından Öğrencinin
Yararlanma Biçimi
Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulama biçimi şunlardır:
1.Özel gereksinimli olan çocuğun yalnızca özel araç-gereçler sağlanarak tam gün normal sınıfa devam etmesi: Kaynaştırma uygulamaları yapılan okullarda, sınıf mevcutlarının okul öncesi eği-tim kurumlarında 14, ilköğretim kurumlarında 30 öğrenciyi aşmamasına dikkat edilir. Özel eğitim gerektiren öğrenciler her sınıfa eşit olarak dağıtılır; bir sınıfta yetersizliği aynı olan en fazla iki öğrenci uygulamaya katılır.
2.Normal sınıfta özel gereksinimli olan çocuğa gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmen ve uzman tarafından sınıf içi yardım sağlanması: Sınıf içi yardım, kaynaştırma öğrencisine yönelik olduğundan, sınıf öğretmeni sınıfın geri kalanıyla öğretim yaparken, yardım sağlayan öğretmen, kaynaştırma öğrencisiyle bireysel çalışır. Bunun tersi de olabilir; sınıf öğretmeni kaynaştırma öğrenciyle bireysel çalışırken, yardım sağlayan öğretmen sınıfın geri kalanıyla ders yapabilir.
3.Kaynaştırma eğitimine alınan öğrencinin bütün gününün normal sınıfta geçirmesi ve sınıf öğretmeni, bir danışman ve uzman-dan, gereken destek eğitim hizmetini alması: Özel hizmet, öğret-mene verilir ve öğrenci bundan dolaylı olarak yararlanır.
4.Özel gereksinimi olan öğrenciye (normal sınıfta kaynaştırma eğitimi uygulamasına alınan öğrenciye) normal okul binası içinde kaynak odada (özel eğitim ünitesi) eğitim hizmeti verilmesi: Kaynak odadaki eğitim, özel eğitim öğretmeni/gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmen tarafından bireysel ya da küçük grup eği-timi olarak yürütülür. Kaynak odadaki eğitimin amacına ulaşabilmesi için, normal sınıf öğretmeni ile kaynak odada eğitim veren öğretmenin yakın iletişim ve işbirliği içinde olmaları gerekir.
5.Özel gereksinimli olan öğrencinin gezici eğitmenden yararlanması: Öğrenci günün büyük bir kısmını normal derslik içinde geçirir ve belirli aralıklarla (haftada bir veya iki kez gibi) özel yardım almak için sınıftan ayrılır. Bu destek eğitim hizmetini Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile özel eğitim kurumundan alabilir.
6.Özel gereksinimi olan öğrencinin normal okulda açılan özel eğitim sınıfından yararlanması: Özel eğitim sınıfları, özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından açılır. Bu sınıfların mevcudu en fazla; okul öncesi eğitimde 6, ilköğretimde 12, orta öğretimde 20 ve yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.
7.Özel gereksinimi olan çocuğun normal sınıfta belirli etkinliklere katılması: Özel eğitim okulunun yatılı / gündüzlü olanaklarından yararlanan öğrencilerden akranları arasında destek eğitim alması uygun görülenler, kaynaştırma uygulaması yapılan sınıfların etkinliklerine katılır.
Bu Yazının Tüm Sayfaları: 1 2
16 Mart, 2010
Etiketler: Bep, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Geliştirme Biriminin Üyeleri, eğitim hakkı, engellinin okuma hakkı, hangi öğrenciler kaynaştırmaya alınır, Kaynaşırma zorunlu mu, kaynaştırma fikri, kaynaştırma hakkı, kaynaştırma öğrencisi kaydı, kaynaştırma uygulaması tam proje download, kaynaştırma yazı, Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulama İlkeleri, kaynaştırmanın faydaları, özel eğitim, Ülkemizde Kaynaştırma Yoluyla Eğitimin Tarihçesi Kategori: : özel eğitim










Mesaj, Yorum veya Sorularınızı Çekinmeden Yazabilirsiniz!