SİSTEM YAKLAŞIMI VE İNSAN İLİŞKİLERİ
<<<Önce Burayı Okuyunuz!>>>
Sistem yaklaşımına göre insan ilişkileri şöyle tanımlanabilir:
İnsan ilişkileri, insanın ilişki kurduğu kişiden (kişilerden) ve içinde bulunduğu ortamdan aldığı etkileri kendi var gücü içinde işleyerek (kendi gücüne dönüştürerek) karşıtına tepkide bulunmasıyla ortaya çıkan etkileşimin ürünüdür. İlişkinin girdileri bir insan ürettiği ürünle (mal, hizmet, düşünceyle) çevresini etkiler. Yarattığı bu etkilere çevresince yapılan tepkilerden de etkilenir. Dolayısıyla, insan ilişkilerinin girdileri, çevreden gelen etkilerdir. İnsan sürecinde çevreden gelen etkileri ikiye ayırmak olanaklıdır:
1.Etkileşen insandan doğrudan gelen etkiler: Etkilerin kaynağı olan insanın aşağıdaki kişilik özellikleri ve bunların kişice değerlendirilmesi önemlidir:
1. Bilişsel gücü: Özellikle iletişim, etkiyi iletme gücü.
2. Devimsel gücü: Etkiyi devimlerle destekleme, yeğinleştirme gücü.
3. Duyuşsal gücü: Etkiyi duygu ve coşkusunu yükleme gücü.
4. Cinselliği: Aynı ya da karşıt cinsten olması.
5. Toplumsal konumu: Örgütlerde buna örgütsel konumu da eklenmektedir.
6. Törel gücü: Özellikle karakteri (ahlâkı) ve mizacı
7. Beden görünümü: Boy yakışıklılık, güzellik, yaş, vb.
8. Geçmiş yaşantıları: Etki kaynağı olan insanla etkiyi alan insanın daha önceki ilişkileri olmuşsa bunun insan da bıraktığı izler. Tanışıklık, arkadaşlık, dostluk gibi ilişki bağları.
9. Toplumsal güç: Etki kaynağında birden çok insan, bir küme, bir aile ya da toplum olduğunda toplumsal güç öteki güçlerden daha çok baskınlaşabilir.
2. Etkileşimin oluşturduğu ortamdan gelen etkiler: İlişkinin oluşturduğu ortam ilişkinin niteliğini belirlemede önemlidir. Genellikle ortamın aşağıdaki durumları önemlidir:
a. Başka insanların varlığı: Kınanma, beğenilme, önemsenme, tanınma, benimsenme gibi gereksinimlerin yekinmesi, insanın ilişkisini etkileyebilir.
b. Yer: Etkiler, oluştuğu yerin güzelliğine, çirkinliğine, darlığına, genişliğine, doğallığına, yapaylığına ve benzerlerine göre nitelik değiştirebilir.
c. Zaman: Günün saatleri haftanın günleri mevsimler etkilerin niteliğini değiştirebilir.
d. Yaşanan olay: Kümece yada toplumca yaşanan olaya katılma insanı başkaları gibi etkilenmeye zorlayabilir.
Girdilerin işlenmesi: Çevreden gelen etkilerin, insan sistemi içinde işlenip çıktıya dönüştürebilmesi, insanın bilişsel, devimsel ve duyuşsal gücüne bağlıdır. Bu güce dayanarak insanın bilinçli bir ilişki kurabilmesi için şu üç bilişsel gücü sağlıklı olarak oluşturması gerekir:
1. Etkileri algılamak: İnsan çevresinden gelen tüm etkilere açık değildir. Başka bir deyişle insan, çevresinden duyabildiği uyaranları seçme, ayıklama, tamamlama gibi işlemlerden geçirir ve örgütleyerek algılar. İnsan çoğu kez çevreden gelen etkileri olduğu gibi değil, istediği gibi algılamayı yeğler. Bu yüzden, etkiler abartılarak, zayıflatılarak, kusurlu ya da yanlış algılanabilir. Etkilerin doğru algılanması işleme sürecini sağlıklı kılar.
2. Yargılamak: Sağlıklı bir ilişki için algılanan etkilerin yorumlanıp yargılanmasının ve değerlerinin tek tek ortaya konulmasının bilinçli yapılması gerekir. Bunun için insanın şu üç durumu iyice tanıması ve bunlara ilişkin bilgi, beceri ve duygularını iyi kullanılması gerekir:
a. Kendini iyi tanımak: İnsanın bilişsel, devimsel ve duyuşsal gücünü iyi tanıması, bu güce uygun davranarak gereksinimlerini yeterli doyurmasına yol açar. Yapacağı tepki, gücünden düşük düzeyde olduğunda kendini, elde edebileceklerinden yoksun bırakmış olur. Göstermesi gereken tepki, gücünün üstünde olduğunda ise gereksinimleri karşılamada yetersiz olur.
b. Karşıtını iyi tanımak: İlişkinin niteliği iki kişinin karşılıklı etkileşimlerine bağlıdır. Dolayısıyla etkileşimin iki ortağı vardır. Bu iki ortağın birbirini tanıması; etkileşimin içeriğini, türünü, yeğinliğini, sıklığını, zamanını, yerini belirlemede önemlidir. Bu yüzden ilişki kurulacak insanın, yukarıda ilişkinin girdilerinde sayılan kişilik özelliklerinin tanınması gerekmektedir.
c. İlişki ortamının tanınması: İnsan ilişkilerinin girdileri yalnızca karşıtı olunan insandan değil, çevreden de gelmektedir. İnsan etkilerin gücünü yargılarken çevre etkenlerini de değerlendirmek zorundadır.
3. Kararlaştırmak: Çevreden gelen etkiler algılanıp, yorumlanıp, yargılandıktan sonra, nasıl bir tepkide bulunulacağının kararlaştırılması gerekir. Kararlaştırmada yapılacak tepki ile elde edileceklerin, başka bir deyişle doyurulacak gereksinmelerin karşılaştırılması yapılır. Kişinin ilişki içinde ödediği bedel ile elde edeceği doyumun (ödülün) denk yada katlanılabilir olması gerekir.
Kısaca insanın çevresinden aldığı etkileri (gücü) kendi gücüne dönüştürüp elverişli tepkide bulunabilmesi, kendisine, karşıtına ve çevresine ilişkin bildiklerine, bunlara karşı duygularını ve bunlar için yapılabileceklerine bağlıdır.
Etkileri algılama, yargılama ve kararlaştırma sürecinin niteliği insanın bilişsel, duyuşsal ve devimsel gücüne bağlıdır. Bu yüzden etkileşimle ortaya çıkan ilişkilerin niteliği insanın ruhsal durumunun ürünüdür.
c) Davranış Modelleri ve Verimliliğe Etkisi
Çatışma: İnsan ilişkilerinde çatışma genellikle iki nedenden ortaya çıkar. Birincisi asıl nedendir. Etkileşen iki insanın çıktısı birbirine zıt olduğunda çatışma ortaya çıkar. Başka bir deyişle, ilişki sürecinin çıktısı olan karşıtların tepkileri, birbirine ters düşmektedir. Bu durumda karşıtların girdi tepkileri, algılamaları, yargılamaları ve kararları da birbirine zıttır. Böyle bir çatışma ancak her iki insanın da ilişkiye asıl olan girdilerini, girdileri algılamalarını, yargılamalarını ve kararlarını eşitlemekle ya da katlanılabilir denkliğe ulaştırmakla kaldırılabilir.
Öteki tür çatışma ise yanılgıdan doğar. Karşıtlardan biri ya da ikisi, ilişkiye kaynaklık eden tepkileri yanlış algılamış ve yargılamış olabilirler
Birinci tür çatışmayı kaldırmak çok güçtür. Çünkü böyle bir çatışmanın altında yerleşik inançlar, değerler ve düzgüler yatmaktadır. İkinci tür çatışma ise, yanlış anlaşılmayı kaldırınca ortadan kalkabilir.
Tutum, kişiye özel ve onun bir psikolojik nesne ile ilgili düşünce, duygu ve davranışlarını düzenli biçimde oluşturan bir eğilimdir.
Tutumlar, kendileri gözlenemeyen, fakat gözlenebilir bazı davranışlara yol açtığı varsayılan bazı eğilimlerdir. Böylece, olayları incelemede ara değişken olarak kullanılabilirler. Tutumların her bir öğesi gözlenebilir ve ölçülebilir tepkilere yol açar.
Bu Yazının Tüm Sayfaları: 1 2
10 Ekim, 2009
Etiketler: duyuşsal güç, etkileşimler, insan davranışını neler belirler, PSİKOLOJİ, sistem yaklaşımı, toplumsal konumlar Kategori: : PSİKOLOJİ, TOPLAM KALİTE










Mesaj, Yorum veya Sorularınızı Çekinmeden Yazabilirsiniz!