Acil Hastalar için Müdahaleler Yeterli mi?

Acil Durum, acil eylem planı, ilk yardım planı, sivil savunma planı, destek ekibi, acil durum alarm sistemleri gibi kavramlar son dönemlerde çok sık kullanılır oldu. Bu kavramlar arasında mesleki uzmanlık gerektiren ve daha acil müdahaleyi gerektiren kavram kuşkusuz ilk yardım.  Öyle ki ilk yardıma gereksinimi olan bir canlı için atılması gereken ilk hayata dönüş müdahalesi yerine geçmesi yanında, olası zararların önlenmesi anlamını da taşıyan bir kavram…
Bu gün dünyanın gelişmiş ülkelerinde insan sağlığı ve tıbbi müdahale açısından inanılmaz özenli uygulamalar bulunmaktadır. Acil hastaların ilk bulundukları yerden alınması, sağlık merkezine gelinceye kadarki müdahaleler saat gibi tıkır tıkır işlemektedir. Haftanın hangi gününde olursa olsun hem techizat hem de personel açısından, bir acil müdahale tanımına uygunluk sözkonusudur. Peki ülkemizde durum nasıl?

21. yüzyılda ne yazık ki ülkemiz açısından sağlık problemlerinin ve karmaşasının sürdüğü bir yüz yıl olmaya devam etmektedir. Hastanın olay yerinden alınmasıyla başlayan bir karmaşalar zinciri, nakil anında, acil girişinde de kendini gösteriyor.  Örneğin, Fenerbahçe stadı karşısndaki bir insan, kalp krizi geçiriyor ve İstanbul’un orta yerinde en gelişmiş yerinde, bir kaç yüz metre ötedeki hastaneye geliyor ve hasta yaşamını yitiriyor. Destek Eğitimi müdavimlerinden Ankara’lı bir dostumuz, yoğun bir göğüs sancısıyla birlikte Gazi Üniversitesi Acil Servisine yatırılıyor. Kan alınıyor fakat yeterli bilgi vermiyor.  Akciğer tomografisinin çekilmesi gerektiği söyleniyor. Buraya kadar normal de bundan sonrası benim gibi demokrasi sevdalısı birinin mantığına ters bir durum gelişiyor. Özetle deniyor ki, pazartesi günü yapılacak. Yani tomografi sonucu yapılabilecek acil müdahale için hasta acil serviste hafta sonunu geçirmek zorunda kalacak. Neden pazaretsi? Cihaz hafta sonu çalışmama ayarlı mı? Cihazı çalıştıracak teknisyen paristen mi geliyor? Cihazın print ettiği grafikler mesai saatlerine mi endeksli?

E diyeceksiniz ki, ne ilgisi var bunun demokrasiyle? E o zaman bir soruyla yanıtını vermiş olalım. Bu hasta sade vatandaş değil de, bir  milletvekili, bir vali ya da bir yüksek mevkideki  bürakrat ya da tanınmış bir kişi olsaydı aynı işlemlere tabi tutulacak mıydı? Bu soruya yazıyı okuyan 100 kişiden 100 ü de hayır! diyecektir. Gelişmiş bir ülked ise bu soruyu sormak bile abes olacaktı!

Onur Genç ADA

Share Button

Bu Yazılar da Hoşunuza Gidebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir