Kaynaştırma Yoluyla Eğitim

Kaynaştırma Yoluyla Eğitim,  12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasında da önemini koruyacak.  Hafif düzeydeki bir çok davranışkaynaştırma eğitimi probleminin atlatılması için kaynaştırma yoluyla eğitim çok yararlı olmaktadır. Aynı şekilde psikososyal sorunlarla baş etmenin önemli araçlarından biri de kaynaştırma uygulamalarıdır.  Kaynaştırmada esas olan uygun modellerin, uygun model ortamlarında bir disiplin içerisinde uygulanması olmalıdır.

Gerek sınıfta gerek evde olsun bazı çocuklar öğretmenin, anne-babanın hemen dikkatlerini üzerlerine çekerler. Bu çocuklar okuma-yazma-aritmetikte akranlarından ya geri ya da ileridedirler. Bu durumda olan çocuklar eğitimlerine devam etmeleri için “destek eğitimi” ile desteklenmelidirler.

Kırcaali-İftar kaynaştırmayı, özel gereksinimli öğrencilerin normal öğrencilerin devam ettiği eğitim ortamlarında (normal anaokulu, normal ilköğretim okulu gibi) eğitilmesi olarak tanımlamıştır. MEB[ii] ise kaynaştırmayı; özel eğitim gerektiren bireylerin yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamaları olarak tanımlamıştır.

222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu hükümlerine göre 06.07. 1962 tarihinde “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliği” yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğin 15. maddesinde: “Arızalarının (engel) derece ve çeşit yönünden normal okulların normal sınıflarında yetiştirilmeleri mümkün olan özel eğitime muhtaç öğrencilerin eğitim ve öğretimleri, gezici özel eğitim öğretmenleri vasıtasıyla (aracıyla) yapılır” denilmektedir. Bu eğitim uygulamasından yararlanacak engelli grupları şu şekilde sıralanmıştır: Üstün zekâlı (yetenekli) ve üstün özel yetenekli çocuklar, körler (görme engelli) ve az görenler, sağırlar ve ağır işitenler (ağır düzeyde işitme engelliler), konuşma arızası, mahdut (sınırlı) ortopedik arızası olanlar (topal, çolak, kambur, hafif felçli gibi), ağır öğrenenler (zekâ bölümü 75-90).

12.10.1983 tarihli ve 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’nun 4/d. maddesinde; “Durumları ve özellikleri uygun olan özel eğitime muhtaç çocukların, normal çocukların eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbirleri alınır.”[iii] denilmektedir.

2916 sayılı Kanun’a dayanılarak 03.12.1985 tarihli ve 18953 sayılı Özel Eğitim Okulları Yönetmeliği’nin 70. maddesinde; “Yatılı özel eğitim okuluna alınmayı gerektirmeyen özel eğitime muhtaç ço-cuklar için il içindeki diğer okullarda özel eğitim tedbirleri alınır” denilmektedir.

Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 31.03.1986 tarihli 1986/36 sayılı genelgesinde, “… Özel eğitime muhtaç çocukların eğitimlerine erken başlanması ve hizmetin çocuğun yakınına götürülmesi, aynı zamanda da, aynı özür grubundaki çocukların bir araya toplanmasından ziyade normal çocuklar arasında kaynaştırma yoluyla (entegrasyon) eğitim yapılması için valiliklerce gerekli tedbirler alınacaktır….” denilmektedir.

Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 27.07.1986 tarihli ve 1839 sayılı “İşitme Özürlü Öğrenciler” konulu bir yazısı tüm valiliklere gönderilmiştir. Bu yazıda, “Ankara Demirlibahçe Ortaokulu’nda 1985-1986 öğretim yılında bir yıllık deneme sonucunda işitme engelli öğrencilerin akranlarıyla birlikte eğitim alabilmeleri sonucu, 1986-1987 öğretim yılında entegrasyon (kaynaştırma) uygulaması daha da yaygınlaştırılarak Sağırlar (İşitme) Okulları’nın bulunduğu il veya ilçe merkezlerinde bulunan ve valilikçe tespit edilen ortaokullar-da yapılması sağlanacaktır” denilmektedir.

Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehber-lik Dairesi Başkanlığı’nın 20.04.1988 tarihli ve 1988/11 no.lu genelgesinin konusu “Özürlü Çocukların Normal Sınıflarda Kaynaştırma Yoluyla Eğitimi”dir. Bu genelgede kaynaştırma yoluyla eğitime alınacak engelli grupları ve engelli gruplarının kaynaştırmadan nasıl yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Bu engel grupları şunlardır: Görme, işitme, ortopedik özür, eğitilebilir geri zekâ, birden fazla engel.[iv]

Engellilere ilişkin özel eğitim esaslarının düzenlenmesi 03.12. 1996 tarihli 4216 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca 30.05.1997 tarihli 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kararlaştırılmıştır. 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/d. ile 12. maddeleri kaynaştırma yoluyla eğitime ilişkindir.[v]

573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin hükümlerine göre Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, 18.01.2000 tarih ve 23937 sayı ile Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin; 4/e-f, 14/d., 15., 16/c., 20., 22., 24., 25., 26., 28., 30., 33., 36., 55/a., 63., 64/b-1., 67., 68., 69., 70., 71., 72. ve 73. maddeleri kaynaştırma yoluyla eğitime ilişkindir.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilk kez “kaynaştırma yoluyla (entegrasyon) eğitim” kavramını 31.03.1986 tarihli 1986/36 sayılı genelge ile kullandığını söyleyebiliriz.

Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 27.07.1986 tarihli ve 1839 sayılı “İşitme Özürlü Öğrenciler” konulu bir yazısı ile de “kaynaştırma yoluyla eğitim” uygulamasından ilk kez “işitme engelli”lerin yararlandığını söyleyebiliriz.

06.07.1962 tarihinde Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetme-iği’nin 15. maddesinde, arızalarının (engel) derece ve çeşit yönün-den normal okulların normal sınıflarında yetiştirilmeleri mümkün olan özel eğitime muhtaç öğrencilerin eğitim ve öğretimleri, gezici özel eğitim öğretmenleri aracıyla yapılır, denilmektedir. Bu durum ise, “kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması” olarak değerlendirilebilir. Ayrıca yönetmelikte geçen ifadelerin “kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması”nın tanımıyla da örtüştüğünü söyleyebiliriz. Bu yönetmeliğin yayımından bir yıl sonra Turhan OĞUZHAN’ın Ülkü Yayınları’ndan çıkan “Normal Sınıflarda Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar” (1963) adlı kitabında[vi] normal sınıflardan yararlanacak engel gruplarını sınıflandırmış olup, sınıf öğretmeninin bu engel türlerinden olan öğrencilere sınıf içinde nasıl yardımcı olacaklarına ilişkin öneriler sunmaktadır.

Buna göre ülkemizde kaynaştırma yoluyla eğitim kavramının 1986 yılından bu yana kullanıldığını, kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamasının ise 1962 yılından itibaren yapıldığını söyleyebiliriz.[vii]

Share Button

Bu Yazılar da Hoşunuza Gidebilir:

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir