Kleptomani Nedir, Hırsızlıktan Farkı Nedir?

Kleptomani Nedir, Hırsızlıktan Farkı Nedir?Kleptomani, kleptoman sözcükleri son yıllarda neredeyse hırsızlık kadar konuşulur oldu. Hırsızlık, başkasına ait olan bir nesneyi habersizce ve haksız yere almak (çalmak) iken hırsız da bu haksız eylemi yapan kişiye denir.
Kleptomani ise daha kalıcı ve tedaviyi gerektiren bir dürtüsel bozukluktur diyebiliriz. Hırsızlıktaki gerekçelerden farklı olarak kleptomani, gerçekte ihtiyaç duyulmayan maddeleri çalma dürtüsüdür. Bu işi yapan kişiye de kleptoman denmektedir. Hırsızlık belki tek seferlik bir davranış bozukluğu olarak ortaya çıkabilir. Kişisel faktörler ve ahlaki yaptırımlar hırsızlıktan vazgeçişe neden olabilir ama kleptoman kişi çalma eylemini aleni bir şekilde yapar. Bu da psikolojik tedaviye ihtiyaç duyulduğu, bu durumun psikolojik bir rahatsızlık olduğu kolayca anlaşılır.
Kleptomani kompülsif, yani önüne geçilemez bir isteğin, tekrarlayan şekillerde ortaya çıkmasıdır. Kleptoman kişi bildiğimiz anlamıyla hırsız değildir. Kimilerine göre ise yapılan iş tartışmasız hırsızlıktır. İlginç olan ise kleptoman kişilerin çaldıkları eşyalar genellikle değersiz şeylerdir. Kleptomanide çalma, ihtiyaçtan dolayı gerçekleşmemektedir. Özetle kleptomani rahatsızlıktır (hastalıktır) ve bütün hastalıklar gibi tedaviye ihtiyaç vardır. Kleptoman ile hırsız kişi arasındaki farklardan birisi de kleptoman çaldıklarını çoğunlukla tutmaya çalışmaz.

Kleptomaninin Belirtileri

Gerçek kleptomani olgusunda, devamlı tekrarlanan fakat her defasında farklı, maddi değeri olmayan eşyaların çalınması şekli söz konusudur. Sadece bir kez çalma girişiminde bulunan çocuk, ergen ya da yetişkin, ruhsal bakımdan uygun bile olsa kleptoman sayılmaz. Aslında bu durum en basit anlamıyla hırsızlıktır. Aynı biçimde, sürekli olarak aynı tip nesneler, örneğin iç çamaşırı çalan birine de kleptoman denilemez; çalınan malın cinsi değişmemektedir. Bu durumda ise yine farklı rahatsızlıkların yanında en yalın olarak bir hırsızlık olayı gerçekleşmiş olur.

Çoğunlukla kleptoman kişinin çalarken (çalma sırasında) ne yaptığının farkında olmadığı sanılmasına rağmen bu görüş tamamen yanlıştır. Bazıları da yaptıklarına gerekçeler yaratırlar, örneğin çaldıkları malın aslında kendilerine verildiğini öne sürer ya da daha önceki gelişlerinde malın parasını ödemiş olduklarını söylerler. Ancak kleptomanın bunları kendini zor durumdan kurtarmak için uydurması söz konusu değildir, inanarak söyler. Başka bazı durumlarda da kleptoman, ne yaptığının farkındadır ama yaptığı hırsızlığın sonuçlarını kestiremez.

Kleptomaninin Nedenleri

Bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Sigmund Freud, kleptomaninin kişinin içindeki bastırılmış cinsel çatışmalar olduğunu ileri sürmüştür. Çalınan eşyalar bireye bir çeşit cinsel doyum sağlamaktadır.
Diğer bir görüş ise kleptomaninin, toplumdan öç alma yolu olduğu, kişinin simgesel olarak kendi gücünü kanıtlamaya çalıştığıdır. Bu yaklaşıma göre çocuklukta yaşanan somut ve soyut yoksunlukları giderme yolu olarak kleptomani davranışı gelişmektedir. Her iki yaklaşım da kabul edilen yönlerine rağmen tedavide fazla bir yardım sunmamaktadır.

Kleptomaninin Tedavisi

Kleptomani son zamanlarda çok konuşulur olmasına rağmen, çok sık karşılaşılan bir durum değildir aslında. Bu nedenledir ki genel bir tedavi yönteminden söz etmek mümkün değildir. Başka bir sorun da bazı kleptomanların, henüz bilinmeyen nedenlerden dolayı tedavi noktasında oldukça isteksiz davranmalarıdır.

Örtük Duyarlılaştırma adı verilen ve davranış tedavisi kapsamına giren kısa süreli tedavi yöntemi en çok tercih edilen yöntemdir. Kleptoman, hırsızlık olayını tüm detaylarıyla hatırlamaya ve gözünde canlandırmaya çalışır. Sonraki aşamada terapistin de yardımlarıyla olumsuz sonuçlar hayal edilir. Burada bir nevi drama tekniklerine başvurulur. Uygulama terapistinin öykülemesi ve yönetimi ile daha etkin hikayeler oluşturulabilir. Örneğin çalma olayından sonra hastanın görevliler tarafından yakalanması, polise teslim edilmesi ve mahkemeye çıkarılarak yargılanması hatta gazetelere manşet olması gibi… Bu arada terapist, hırsızlık sonucu ailesinden ve arkadaşlarından alacağı tepkileri oldukça karamsar ve olumsuz bir tablo çizerek anlatır. Bu küçük düşürücü durum betimlemesi hastaya koşullanma yaratabilir, çalmaya karşı nefret duygusu gelişebilir ve sonuç olarak davranış terapisi olumlu sonuç verebilir, kişi hırsızlıktan tümüyle vazgeçebilir. Bu yöntemin başarılı olmadığı durumlarda ise uzmanların önerisiyle başka yöntemler denenir.

Yazar
Burçak TREAS
DestekEgitimi.com

Share Button

Bu Yazılar da Hoşunuza Gidebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir