İngilizce Türkçe Günlük Konuşma Cümleleri

İngilizce öğrenmek hatta İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dil bilmek artık şart. Bilinmeli ki hayatta hiç bir şey kolay değil. Başarılı olmak için mutlaka çalışmak gerekli. Yoksa kolay İngilizce öğrenmek, günlük İngilizce veya İngilizce günlük konuşma için İngilizce kelimeler öğrenmek yeterli olurdu. İngilizce kolay mı derseniz, çalışırsanız ve sisteminiz de iyi ise evet. Kimimiz iyi derecede olmasa da iletişim kurmaya yetecek deni İngilizceyi henüz öğrenememiş olabiliriz. Bunun için sizlere Türkçe-İngilizce kısa bir bölüm hazırladık. Bu bölümde bahsedilen İngilizce sözcükler en çok karşılaşılan konuşma dili deyim ve ifadelerinden oluşmakta.
Selam: Hi
Merhaba: Hello
Merhaba: Howdy
Hey: Hey
Selam: Yo
Hatır Sorma
NasılSın? How Are you?
Nasıl Gidiyor? How’s it going?
Ne var ne yok? How is everything?
Ne alemdesin? How’ve you been?
Ne oluyor? What’s up?
Ne haber? What’s new?

Neler yapıyorsun? What have you been up to?
Vaziyetler Nasıl? How you been?
Vaziyetler Nasıl? How’s tricks?
Günün Belirli Vakitlerinde Selamlar
Günaydın: Good Morning
Günaydın: Morning
Bu sabah nasılsın? How are you this bright morning?
Tünaydın: Good Afternoon
iyi Akşamlar: Good evening?
iyi Akşamlar: Evening
Uzun Zaman Görülmeyen Birinin Selamlama
Yıllardır seni görmüyorum I haven’t seen you in years
Uzun zamandır görüşemiyoruz Long time no see
Çoktandır seni görmüyorum I Haven’t seen you in an age
Uzun zamandir seni göremiyorum I Haven’t Seen you in a month of Sundays
Biriyle Karşılaşınca şaşkınlık Belirtme
Seni burada görmek ne sürpriz What a surprise to meet you here
Seni burda görecegime dünyada inanmazdım Fancy Meeting you here
Seni burda görmek hayalimden geçmezdi Imagine meeting you here
Senin bu semtte ne işin var? What are you doing in this neck of the woods?
Ne haltlar karıştırıyorsun What have you been up to?
Okulda olman gerekmezmi? Shouldn’t you be in Scholl?
işte olman gerekmezmi? Shouldn’t you be in work?
iyi misin? You been keeping cool?
Birini Selamladıktan sonra After you have greeted someone
Galiba çok sık karşılaşıyoruz We Seem to keep running into each other
Daha önce tanışmamış mıydık? Haven’t we met before?
Bu şekilde buluşmaktan vazgecmeliyiz We have to stop meeting like this
Geçen hafta partide tanışmamış mıydık? Didn’t we meet at that party last week?
Özür dilerim.İsminizi unuttum I’m sorry;I’ve forgetten you name
Seni aramayı düşünüyordum I’ve been meaning to call you
Sağlık ve Mutluluğunu belirtme Expressing your state of health and happiness
iyiyim Fine
canavar gibiyim I’m Cool
bomba gibiyim Keeping cool
turp gibiyim Fine and dandy
Çok iyiyim Great
bundan daha iyi olamam Couldn’t be better
Çok mutluyum Happy as a clam
Fena değil Okay
Allaha Şükür bir yaramazlık yok I have nothing to complain about
Nasıl Olduğunu Söyleme Olumlu-Telling how you have been doing positive
Meşgulüm Keeping busy
Uğraşıyoruz işte Keeping myself busy
Bir sıkıntım yok Keeping out of trouble
Bir yaramazlık yok Been up to no good
Derdim tasam yok Been keeping my nose clean
Geçinip gidiyoruz Getting by
Orta şeker Fair to middling
Şöyle böyle So-So
Uğraşıyoruz Plugging along
buna da şükür Could be worse
Sürünüyoruz (Just)Muddling through
Hep Aynı Same as always
Her zamanki gibi Same as usual
iyi değilim Not Good
Pek iyi değilim Not too good
hiç iyi değilim None too good
Keyifsiz gibiyim Kind of crummmy
rahatsızım I’ve been under the weather
Meşgül Olduğunu Belirtme
Meşgülüm I’m busy
işim başımdan aşkın I’m swamped
kafamı kaşıcak vaktim yok I don’t have time to tnihk
Nefes alıcak vaktim yok I don’t have time to breathe
Bir Arkadaşı Bir şey icmeye davet etme Inviting A friend for a drink or coffe
Kahve İçmek için vaktin var mı? Do you have time for coffee?
Bir Fincan kahveye Ne dersin? How about a cup of coffe?
Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı? Let’s go get coffe.Do you have any time?
Hadi bira içelim Let’s go for a beer
Hadi bir şeyler içelim. Let’s go for a drink
Tanıştırmalar INTRODUCTIONS
Arkadaşım Turkp0wer ile tanışmanı istiyorum I’d Like you to meet my friend Turkp0wer
Bu Arkadaşım Turkp0wer This is my friend Turkp0wer
Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı? Turkp0wer have you met semih
Turkp0wer Semih’i tanıyor musun? Turkp0wer do you know semih?
Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz? Do you two know each other?
Tanıştınız mı? Have you met?
Sizi tanıştırdılar mı? Have you two been introduced?
Turp0wer,Semih sana sözünü ettiğim kişi Turkp0wer,Semih is the guy I was telling you abount
İkinizin çok ortak yanları var You two have a lot in common
Birisiyle Tanıştırılınca
Tanıştıgımıza Sevindim Nice to meet you
Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici How nice to meet you
Sizinle tanışmak büyük zevk What a pleasure to meet you
Tanıştıgımıza Memnun oldum I’m happy to meet you
Memnun oldum Charmed
Birisiyle Tanıştırıldıktan Sonra
Sizin hakkınızda cok şey duydum I’ve heard so much about you
Demek en sonunda yüz yüze tanıştık So we finally meet face-to-face
Bir Şey Bozulunca
bozuk It’s out of order(service,kilter,whack)
bozuk It’s dead
Beni görünce bozuldu It died on me
Tamirde It’s in the shop
bozuldu It up and died
Bir Şey Kırılınca
Kırıldı It’s Broke
Çalışmıyor It doesn’t work
bozuk It’s on the fritz(blink)
Bu şey işe yaramaz This thing is really screwed up
Sabır Taşınca
Daha ne olsun? Now what?
Yeter Artık That’s the last straw
Yetti I’ve had it
bu bardağı taşıran son damla That’s the straw broke the camel’s back
Yemek Hakkında Sorma
Ne zaman yiyoruz? When do we eat?
Yemek olarak ne var? What’s to eat?
Yemekte ne var? What’s for supper?
Ne yiyoruz? What are we having?
Yemeği Bildirme
Yemek hazır sayılır Dinner’s almost ready
Yemek neredeyse hazır It’s almost done
Yemek vakti Time to eat
Yemek hazır Soup’s on
Mutfakta Çocuğa Söylenen Sözler
Tezgahta oturma Don’t sit on the counter
Dikkat et, Sıcak Watch out;it’s hot
Sofrayı Kurar mısın? Would you set the table?
Ona dokunma! Sıcak olabilir. Don’t touch it! It may be hot.-
Git babana söyle yemek hazır Go tell your father supper’s ready
Herkesi Yemeğe çağır Call the family to dinner
Çocuklara Sofra adabı öğretme
Dirseklerini masaya koyma
Don’t put your elbows on the table
Ağzın doluyken Konuşma Don’t talk with your mounth full
Ağzını Sil Wipe your mounth
Peçetini kucağına koy Put your napkin on you lap
Bulaşık Yıkama
Tabaklarınızı lavaboya koyun Please put your dishes in the sink
Bulaşık yıkama sırası sende It’s your turn to do the dishes
Ben yıkıyayım sen de kurularsın I’II wash and you dry
Sofradan Erken Kalkmak İçin ricada bulunma
Ben Kalkabilir miyim? May I please leave the table?
Sizden Müsade isteyeceğim. I’II have to excuse myself
Çocuklara Yemeğini bitirmeyi Emretme
Yemeğini bitir Finish your dinner
Tabağını temizlemen lazım You Have to clean up your plate
Yemeğini yemezsen tatlı yiyemezsin If you don’t eat your dinner,you won’t get any dessert
Afrika’da açlıktan ölen cocuklar var There are starving children in Africa

Share Button

Bu Yazılar da Hoşunuza Gidebilir:

5 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir